"Başımızdan aşağı kaynar sular döküldü"
"Ama en kötüsü herhalde biricik yavrumuzu salonun orta yerinde, nerden bulmuşsa artık tanımadığımız etmediğimiz bi cüce arkadaşıyla anormal bir hızla göbek atarken görmek oldu. Öyle de bi konsantre olmuş ki oyuna, geldiğimizi bile farketmedi evladım. Yüzünde boş bi ifade, ben bi yanda şoka girmişim, anası bi yanda 'Oğlum, yavrum, Mithat'ım... ' diye ağlıyor... Yani insanın o an aklından tek geçen, nasıl bi günah işledik neyin cezası bu, kurban olduğum Allahım sen büyüksün... "
Necdet Bey'in sözlerine yaşlı gözleriyle müdahale eden anne Gülten Hanım ise, işin en acısının yıllarca büyük emeklerle okuttukları, henüz 5 yaşında piyano kursuna gönderdikleri Mitoş'un ağzından sadece "Abe ye kafayı, abe ye beynini, abe ye kendini... Kuduuur kudurr... " gibi şarkıların dökülmesi olduğunu dile getirdi.